4 yılda bir evlerimizi şenlendiren Dünya kupası aktivitesi başladı. Malumunuz vuvuzela ızdırabı nedeniyle eski tadını henüz yakalayamasa da turnuva, dünyanın en fazla izlenen spor aktivitelerinden biri. Şahsen aklım İspanya, ruhum İngiltere ve kalbim Maradona'dan yana. Girizgah videosunu açıklamak için yeterlidir herhalde. Her ne kadar Messi Messi diye kendini paralayan Barça'cılara inat ben Messi'yi yanındaki adamların büyüttüğünü düşüsem de ufaklığın ne yapacağı hala belirsiz. Ama ilk maçta çok sıra dışı bir görüntü sergileyemedi.

Biricik sevdamız İngiltere'miz ise önceki turnuvaların aksine oldukça istekli görünüyor. Capello İngiltere'nin genel sorunu olan akıl tutulmasını yok edebilirse en azından bir yarı final beklemekteyim ben İngilizlerden. Diğer yandan büyük kaptan'ın siftahı yapması güzel oldu ancak manitacılık müessesesi nedeniyle kaptanlığı kaybeden Terry bu takımın asıl lideridir. Zaten kendisine manita hariç herşey emanet edilir gibi bir güven duygusu aşılıyor insana.

Amerika ise 100 yıldır futbolun adını öğrenemese bile en azından sahada asgari ne yapılır öğrenmişler. Ancak işin deli dana gibi koşma ve mücadale kısmından, yetenek ve yaratıcı futbol kısmına çok geçememişler. Sadece koşarak futbol oynansaydı Usain Bolt Santiago Barnabeu'da 80 bin kişi karşısında kendini bilmem kaç sene mor menekşelere bağlayan imzayı astronomik bir paraya atardı. Ama yine Amerikalı balı tuttu, Green'in tipik ingiliz kaleci hatasıyla 1 puanı aldılar.

Bu turnuvaya dair en büyük hayalim Kuzey Kore ile Amerika'nın karşı karşıya gelmesiydi. Ancak ölüm grubunda mahallenin tokat oğlanı gibi duran Kuzey Kore'nin 3 maçın sonucunda yediğin hanesi çift hanelere ulaşmadan eve dönerse şükretmesi lazım. Kuzey kore zamanında İran'ın yaptığı gibi Amerikayı tokatlayabilseydi pek bi hoş olacaktı. Bir daha ki turnuvaya kısmet artık.

Fransa domanek efendiden kurtulmak için bir turnuvayı daha feda ediyor. Fransızların dilinden "yine bana hüsran, yine bana hasret var" dizeleri dökülmeye devam edecek. Afrika takımları memleketlerinde düzenlenen turnuvadan elbette 2002'de Türkiye ve Güney kore'nin yaptığı gibi süprizle ayrılmak isteyecekler ancak bu kapasitede ve yetenekte takım yok görünüyor. Güney Afrika ve Gana turnuvaya renk katar ancak pek ilerleyemezler gibi geldi bana.

Almanlar panzer "sıtayla" devam ediyorlar. Maça başlamadan önce bu Almanlar iyidir gruplarda 7-8 gol atarlar sevindirirler bizler diyordum. Piyango Avusturalya'ya vurdu. Her ne kadar Daddy Cool ve Bird Hunter nedeniyle sempatimizi kazanmış olsalar bile Almanya karşısında çabuk dağıldılar. Bir de çizgiden çıkartılan topuna Mesut'un ettiği türkçe küfür hepimizi güldürdü. Adam Alman milli Takımında oynasa bile Türkiye'yi başarıyla temsil ediyor.

Son sözü Vuvuzela'ya bırakıyorum. Bu lanet alet yok siyahların bağımsızlık sembolüymüş yok Afrika kültürünün sembolüymüş. Her maçı "arı kovanından canlı yayın" ortamına sokan Afirka'lı kardeşlerime buradan seslenmek istiyorum. Gelin son verin şu vuvuzela muhabbetine. Yoksa İngilizler bir pub dolusu özel holigan timi hazırlayıp göndereceklermiş. Sonuçlarına katlanırsınız artık. İlk dünya kupası yazıma son verirken hepinize Bob Marley'den Africa Unite'ı armağan ediyorum.
K.A.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder