28 Kasım 2009 Cumartesi

Eric The King


Açık ve net Eric Cantona benim çocukluk kahramanımdır. Bu nedenle Looking For Eric'i çok tarafsız gözlerle değerlendiremiyorum. Ken Loach üstadımız sıkı bir United taraftarı olmasından dolayı olaya damardan girmiş ve Manchester'lı Cantona'yı sıradan bir adamın, bir postacının hayatı üzerinden bize anlatmış.


Filmde Cantona'nın kullandığı neredeyse her cümle üzerine kitap yazılacak cinsten. Öte yandan endüstriyel futbola, tribün kültürüne, arkadaşlığa ve hayata dair muhteşem göndermeler ve anektodlar mevcut. Size bu link bayram hediyem olsun. Yazımı bitirirken filmden ufak bir spoiler:

- you can change your wife, change your politics, change your religion. but never can you change your favourite football team.

K.A.




We`ll drink and drink and drink
To Eric the King the King the King
He`s the leader of our football team
He`s the greatest French Footballer that the world has ever seen....

26 Kasım 2009 Perşembe

Manchester United: 0 Beşiktaş: 1


Alkışlar Kartal için...


Old Trafford'da Kırmızı Şeytanlar ancak bu şekilde mağlup edilebilirdi. Onu da yaptılar. Tebrikler Beşiktaş!


Bu saatten sonra defansif oynadılar, hücumu düşünmediler gibi anlamsız cümleler kurmayı denemek bile saygısızlık olur Kartalların emeğine. Milan bile Manchester deplasmanında defans oynuyor, kazanırsa bu şekilde kazanıyor. Dün gece sahada istekli ve amacı uğruna mücadele eden 11 Kartal vardı. İstediklerini de aldılar inanç ve mücadele bu derece büyük olunca.





En azından son hafta oynanacak Moskova maçına formalite icabı değil bir amaç uğuruna çıkacaklar artık. İnşallah o maçtan da alınlarının akıyla çıkarlar da tarihimizde ilk defa şubat ayında Avrupa kupalarında 3 Türk takımı ile mücadele etme onurunu yaşarız.

D.E.

25 Kasım 2009 Çarşamba

Çok acayip çook...

Uzun zamandan sonra çıkılmış bir tatil. Otelde kalanların çoğunluğu bayan. Herşey yeme-içme açık büfe. Harika bir gündüz keyfinden sonra iyice dinlenmiş hissediyorsunuz. Akşam yemeğinde tanışılan bir afet. En kaliteli şaraplarla devam eden gecede odanızdasınız artık. Masaj faslı başlıyor...




Bu tablo %99 oranında erkeklerin hayır diyemeyeceği bir fenomendir. Başka da hiçbirşey istemez bir erkek. Ama birkaç istisna var. Futbol, derbi maçı, orada galibiyeti yukarıda yazdıklarıma değişecek kenara atılamaz büyüklükte bir kitle var (içinde bulunduğum).

Ve işte dün gece Barcelona - Inter maçının 2.golünde doruktaydım. Futbol, hazzı yaşattı bana. Yorumcunun aman aman aman ya da bak bak bak baak dediğini hatırlıyorum hayal meyal. Sonra gol geldi, başım dönüyordu hala. Kendime gelemedim. Futbol sanatı icra ediyorlardı. Hatta futbol tanrısı dün Camp Nou'daydı ve geleceğini önceden haber vermiş olmalı. Onun şerefine yaşandı tüm bunlar. Başka açıklaması olamaz. Ne olur o ikinci golu görün. Barcelona maçını bulun izleyin.

Birçok Barcelona taraftarı dün gece yukarıda anlattığım, tarif ettiğim hazlardan çok daha büyüğünü aldı. Ben daha fazla uzatmayacağım. Çok acayip oynuyorlar çok...


D.E.

23 Kasım 2009 Pazartesi

Elano Blumer


Galtasaray taraftarı bir futbolsever olarak (burada futbolsever kelimesinin özellikle altını çiziyorum. Futbolu seven takip eden ve bir takımın taraftarı olan kişi yani. Yoksa ne Rijkaard kadar anlarım futboldan ne Neeskens kadar anlarım taktikten) Galatasarayın ilacı olacağını düşündüğüm futbolcunun adıdır bu. Şu sıralar formu ziyadesiyle tartışılmaktadır (ki çok kötü oynamamaktadır, aynı kalibrede olarak değerlendirebileceğimiz Dos Santos veya aynı fiyata alınan Tabata'yı referans alabiliriz bu konuda).


Galatasaray bu sezon dengesiz bir futbol oynamaktadır. Herkes bunun sebebinin defans hattı olduğuna dikkat çekiyor, fakat galatasarayın şu an en büyük problemi defans hattı değildir, ki bence galtasaray'ın defans hattı kötü değildir. Galatasarayın problemi defans hattı değil defansıdır, takım savunması yani. Galatasaray'ın problemi ortasahanın göbeğinde oynayan iki (maçına göre 3) futbolcunun topu yeterince düzgün dağıtamamasıdır. Orta sahada topun doğru dağıtılması total futbolun en önemli parçasıdır. Çünkü topu orta sahadan düzgün çıkarmak, yani az top kaptırmak ama bunu yaparken yana ve geriye oynamak (mustafa sarp, mehmet topal) değil ileri doğru oynamaktır. Bunu yapan oyuncunun topu ileri oynarken de fahiş hata (ayhan akman) yapmayacak kapasiteye sahip olması lazımdır.

Şimdi, eğer elano orta sahada mehmet topal veya mustafa sarp gibi rakibi bozan bir adamla birlikte oynarsa ne olur?

1- takım daha az top kazanır. ama daha az top kaptıracağından zaten daha az top kazanma ihtiyacı doğacaktır.
2- elano oyunu sürekli yana değil ileri oynayacak kapasitede bir oyun kurucu olduğundan kanat oyuncuları (aydın yılmaz, kader keita, harry kewell) daha az orta saha çizgisine kadar gelip top alma gereksinimi duyacak ve hem daha az yorulacak hem de esas özellikleri olan yaratıcılıklarını rakip ceza sahasının çevresinde göstererek daha faydalı olacaklardır. ve rakiplerin genellikle bu futbolcuları durdurmak için başvurdukları fauller bir işe yarayacaktır, çünkü ceza sahası yakınında olacaktır.
3- kanat oyuncularının ileriye yakın oynamaları rakip bek ve kanat oyuncularını da geriye itecek ve kontra çıkma ihtimallerini azaltacaktır.
4- orta sahanızda bir elano oynayınca forvet oyuncusunu tutmakla görevli defans oyuncuları uzun top tehdidine karşı geriye yaslanacaklar ve forvet arkası oynayan oyuncu (bkz: arda turan) daha rahat top alacak ve daha fazla boşluk bulacaktır.
5- defanstan seken ikinci toplar burada oynadığı takdirde elanoya gelecek ve olası bir şut şansında topu ormana değil (bkz: mustafa sarp) (bkz: mehmet topal) kaleye atma ihtimali daha yüksek olacaktır.
6- orta sahada daha az top kaptırmak takım olarak geriye daha az koşmak gerekmesini sağlayacaktır. topun sizde kalması ise top kapmaya çalışan rakibin daha çok koşmasını gerektirecektir. yani siz normalden daha az yorulurken, rakibiniz normalden daha fazla yorulacaktır.
7- elano, lincoln gibi eli belinde bir oyuncu değildir. bir mustafa sarp olmasa da az çok top kapmayı ve takım savunmasını bilmektedir. zaten ortada oynayan iki oyuncudan ikisinin de rakibi bozan özellikte olması gerekmemektedir. barcelona genelde yaya toure ve xavi oynamaktadır, ki xavi (ki kendisi arkasın isim yazan tek formamdaki ismin sahibidir) de bir gattuso değildir.
8- elano'nun orta sahanın ortasına çekilmesi her zaman +1 kreatif oyuncuyla oynamak demektir ve dünyanın her yerinde (x+1)>x 'tir.
9- bu sistem ilk denendiği bir kaç maç takımda bir bocalama olabilir. ama takım zaten bocalamaktadır, yani kaybedilecek çok birşey yoktur. ama bu sistem oturduğu takdirde kazanılacak şeyler çok fazladır.
10- arsene wenger'e göre bir futbolcunun yeni transfer olduğu bir lige uyumu en az 6 aydır. bundan önceki iyi performanslar bonustur. elano vasatın çok üstünde bir futbolcudur, kötü bir futbolcu hiç değildir.
11- abdul kader keita

t.d. Frank Rijkaard

budur.

M.D.

Bu çocuklar oynuyor...

Tottenham 9 : 1 Wigan




Harry Redknapp geçtiğimiz yılın ortalarında takımın başına geldiğinden beri sürekli yükselişte olan Tottenham bu yıl kazanmayı alışkanlık haline getiren ve futbolseverlere çok keyifli maçlar izleten bir takım oldu.

Geçen yıl ligin sonlarına doğru başarılı maçlar oynamış evlerinde Liverpool'u devirmişlerdi. Fakat Harry Redknapp gerçek farkını bu yıl ortaya koymaya başladı. İngiltere'nin Yılmaz Vural'ı bu kez şanssızlığı kırmış, sistemini oturtmuş gözüküyor.

Defoe'nin bir maçta 5 gol atması ve Ada'nın en hızlı 2. hat-trick süresi rekorunu kırması da golcünün bu yıl ne kadar formda olduğunu gösterdi. Belki onu satıp daha yüksek bir bedelle geri alan yönetim çok eleştirildi ama, bu yeni dönemde eskisinden bile daha iyi form tutmuş durumda.

Allah Tottenham'dan korusun. Gününde olmayan takımı yakaladıklarında işte böyle yapıyorlar.

D.E.

Bir puan, taraftar, Elano Blumer...


Bir Puan

Galatasaray dün gece çok kötü futbol oynadı. Öyle kötüydü ki taraftarını futboldan soğuttu cimbom. Maç kaybedildiğinde genellikle bir süre üzülür taraftar, doğaldır. Ancak sonra bu üzgünlük hali geçer çünkü 34 haftalık maratonda bir hafta puan kaybettik der geçerler. Dün gece izlenilen -futbolcuların izlettirdiği- ''şey'' kesinlikle hiçbir anlam ifade etmiyordu. Böyle olunca ne tad verdi ne umut...

Dinamo Bükreş maçında Keita oynamadığında nedenini merak ettim. Ligde cezalı zaten oynayamıyor, UEFA'da oynarsa kopmayacak, hem form düşüklüğü yaşamayacak hem de hafta sonu ligde oynamış ve oyanayacak futbolcuları dinlendirme imkanı doğacak oynarsa. Dinamo zayıf rakipti kazandı Galatasaray. Sonrasında ligde de puan kaybı yaşamadı. Ancak bu tercihin üzerine epey zaman düşünmüştüm. Şimdi dün akşam 11'leri görünce yine benzer bir şaşkınlık yaşadım.

Cezası biten Keita neden kadroda yok? Sağ kanatta bu kadar etkili olabilen ve alternatifi olmayan bir oyuncu neden iç sahada rakibin üzerine çullanmanız gereken bir maçta sahada değil de yedek kulübesinde. Sabri ona alternatif değildir. Ancak birlikte oynarsa o zaman uyum yakalıyor ve etkili oluyorlar. Fakat Keita nasıl Sabri'nin mevkiinde alternatif olarak oynayamazsa Sabri de Keita'nın yerine sahaya sürülemez. Bunlar farklı tarzları olan birbirlerini tamamlayan oyuncular. Bu tercih Rijkaard'ın gördüğüm hatalarından.



Elano Blumer
Elano durumu ise tamamen karmaşık bir yapı aldı. Herkes Cimbom'da neden Brezilya'daki gibi oynayamadığını konuşuyor. Bakın, Elano Blumer dün gece sağ kanatta Keita'nın bölgesinde oynatıldı. Bu adam süratli biri mi? Adam eksilten biri mi? Git-gel yapan biri mi? Elano Brezilya'da orta sahanın ortasında oynuyor. Galatasaray'da bu pozisyonda oynamadı Elano. Belki birkaç maç. Ve o maçlarda da assist yaptı, atak başlattı. Milli Takım'da Elano ileride oynamıyor. Önünde Kaka ve onun da önünde Fabiano var. Onlara ara pası atıyor. Fakat en iyi yaptığı şey uzun paslar. Müthiş bir isabet oranı var. Dün gece de ilk yarı çok güzel uzun toplar attı. Fakat bu daha çok oyunun yönünü değiştiren paslardı. Çünkü kanattaydı Brezilyalı. Kewell'a attığı bir hücum pas var ki o da seyrine doyum olmaz bir andı. Uzun paslar atan (marifeti bu olan) bir adamı sahanın en ilerisinde oynatırsanız kime uzun pas atabilir?

Taraftar
Ali Sami Yen bu sene doluyor. Fanatik geçen hafta yapmış olduğu bir araştırmayı paylaştı okurlarıyla. Bu yıl 26.500 kapasiteli ASY stadı %90 üzeri doluluk ortalaması ile oynuyor. Yapılan transferler, en önemlisi onların başına getirilen hoca ve güzel futbol tribünleri doldurttu. Dün yine tribünler tamamen doluydu. Fakat lider olacağız diye oraya gidenlere istediğini vermeyip birde üzerine ellerindeki gelecek umutlarını alacak kadar kötü top oynarsa Galatasaray %90 ları mumla arar. Maç kaybedilir ama tüm takımın aynı anda bu kadar kötü isteksiz oynamaya hakkı yok.

D.E.