20 Ekim 2009 Salı

04.10.2009 - Futbol günü...

3'ü bir arada. Beceriksizlik, sanssizlik ve inançsizlik...

Ankaragücü karsisinda maça iyi bir giris yapti Galatasaray, ilk dakikalardan baslayarak futbolunu rakip yarisahada oynadi, çok net gol pozisyonlarinin sayisi az olsa da hücum oynadi Cimbom ama bir türlü golu bulacak kadar yükseltemedi futbolunu.

Ikinci yari da yine hizli basladi maç 60. dk lara kadar baskili oynamasina ragmen gol gelmeyince inançsizlik basladi, hemde sadece futbolcularda degil, izleyenler de bir gol atilsa bile 90dk yi diken üstünde izleyeceklerini biliyorlardi. Ilk haftalarda oldugu gibi ilk golu attiktan sonra arkasi gelecek bir maç olmayacagi belliydi maçin. Yalniz futbolcularin nasil bu kadar yorgun görünüp nasil bu kadar inançsiz (son 20dk) oynadigini anlayabilmek mümkün degil.



Derken beceriksizlik basladi defansta. Galatasaray hücum takimi, misyonu da yediginden fazlasini atmak, ancak bu anadolu ekipleriyle oynarken böyle olmamali. Elbette UEFA, hatta ileride Sampiyonlar Ligi'nde Madrid, Roma, Liverpool, Inter gibi ekiplerle oynarken yediginden fazlasini atmak yeterli olacak. Ancak Süperlig'in orta sinif takimlariyla oynarken üstünlügünüzü belli etmelisiniz. 70.dk dan sonra gol atip atmama konusunda ciddi sekilde endiselenmeye baslayan futbolcularin panik yapmaya baslamasi da Ankaragücünün ekmegine yag sürdü. Sanki çift maç üzerineden eleminasyon sistemiyle oynanan bir maçta tur için mutlak gol atmak gerekirken golu bulamamisçasina her geçen dakika daha fazla panik yapti ligin ve avrupanin nagmalup Galatasarayi. Ve Ankaragücünün üzerine giderken geride bosluklar birakmaya basladi. Nonda ve Baros'un ceza alani içerisinde ve kaleyi cepheden gören pozisyonlarda kaçirdiklari akil almaz pozisyonlar da takimi biraz olsun gol için umutlandirmis olsa gerek ki, müdafaa tamamen ikinci plana birakilarak saldirmaya basladi sari kirmizililar. Iste bu dakikalarda da Ankaragücü gittikçe daha tehlikeli kontra-ataklar yakalamaya basladi. Ve 84.dk da Ankaragücünün golu geldi.

Bu dakikadan sonra olaylar o kadar degisik sekillenmeye basladi ki kimse maç bittiginde 84.dk da yenen gol için üzgün degildi. Bu golden sonra tam 2 gol daha gördü kalesinde Galatasaray. en önemlisi de gollerin olusumlariydi. Ankaragücü oyunculari ellerini kollarini sallaya sallaya GS ceza alanina giriyor, ittire ittire topu kaleye yuvarliyorlardi. Düsünün; 84. dk da gol yiyorsunuz ve maç bittiginde, o kisa zaman içerisinde size o golu bile unutturacak üzücü olaylar gelismis oluyor ve 6dk önce yediginiz gole üzülemiyorsunuz. Çünkü üzerine 2 gol daha yenmis ve en önemlisi Galatasaray mücadeleyi birakmis. Bunlar golden çok daha kahredici oluyor taraftar için.



Maç sonunda Galatasaray teknik direktörü Rijkaard "B plani" olmadigindan dolayi elestiridi. Peki biz Skibbe'ye, Feldkamp'a neden kizdik hep, takim darmadagin oldugu belli bir plani olmadigi, takimin ne oynadiginin anlasilmadigi için degil mi? Rijkaard ne yapiyor? Barcelona'da 5 yil boyunca basariyla uyguladigi 4-5-1 (hücumda 4-3-3) olan bol pasa dayali izlemeye doyum olmayan bir futbol oynatiyor takima. Hemde geri düstügünde de bu düzeni bozmuyor Galatasaray. Eskisehir, Sturm Graz maçlarinda son dakikalara beraberlikle girdiginde Leo Franco hala topu defans oyuncularina iletiyor, onlar oyuna sokuyorlardi (en azindan deniyorlardi.) Ve dolur-bosalt denilen - bazen etkili olsa da garip - taktigi uygulamadan biliçli hücum yapiyor Galatasaray.

Eric Gerets döneminden beri ilk kez bir taktigi var sari kirmizililarin ve mental olarak Gerets'den beri ilk kez takimin karakteristik özellikleri olusmaya basladi. Bu oldukça önemli bir durum. Bugün Ankaragücünden alinan agir maglubiyet moralleri bozacak olsa da sadece 102 puan toplanabilecek bir ligde kaybedilmis 3 puandir. Bunun bilincinde, hazirda uyguladigi plani, sistemi ve mental yapiyi koruyup arkasinda durarak devam edebilirse Rijkaard Galatasaray'in gelecegi endişe edilecek durumda değil, aksine oldukça parlak görünüyor.



Ada Futbolu & Chelsea - Liverpool


2002 yılının kasım ayında Şampiyonlar Ligi'nin eski formatıyla 2.grupların açılış mücadelesini avrupa'nın iki devi oynuyordu Milano da Giuseppe Meazza stadyumunu dolduran 90 bine yakın taraftar Real Madrid karşısında Milan'ı desteklemek için oradaydılar. Milan takımının teknik patronu Carlo Ancelotti takımına galibiyetin formlünü vermişti; Catenaccio.

Maç boyunca kapanan, ve bu işi efsane defans dörtlüsü ve defansif orta saha oyuncuları ile çok iyi yapabilen Milan, ilk yarının sonlarına yaklaşılırken bir uzun topu Shevchenko ile buluşturdu. Sheva da defansı karşısına alıp kaleye anlık bir bakışın ardından topu sağa çekerek yaklaşık 25 metreden topu Real Madrid ağlarına gönderdi. Rakip kalede gol ararken kalesinde gol gören Madrid şaşkınlığı ancak ikinci yarının ortalarında atabildi ama artık çok geçti. Milan istediğini aldı ve 90 dakika 1-0 sonuçlandı. Catenaccio Madrid'i yenmişti.

Chelsea yeni teknik direktörü Carlo Ancelotti ile oyun sistemini değiştirmiş görünüyor. Manchester United, ve Barça ile birlikte 4-5-1 & 4-3-3 sistemini en iyi uygulayan takımlardan olan Chelsea İtalyan teknik adamın takımın başına geçmesiyle farklı bir kimliğe bürünmüş.



Ancelotti yukarıda bahsedilen defansif futbol anlayışını Chelsea ile uygulamaya başladı. Chelsea, Premier Ligde birden fazla golle maçlar kazanıyor, ancak baktığınızda Devler Liginde ya da İngiltere'de şampiyonluk mücadelesi veren rakiplerle oynarken defansif bir futbolla sonuca odaklı bir oynuyor takım.

Chelsea - Liverpool maçını seyrederken tüm kalbimle Liverpool'un gol atmasını istedim. Chelsea hücum etmeden bir gol buldu ve yine tüm kuvvetini müdafa yapmak için kullanmaya başladı. Liverpool ataklarında heycanlandım, ancak bir türlü gol gelmedi. Özellikle Torres'in kaçırdığı bir pozisyon var ki insan gözlerine inanamıyor. Daha da kötüsü bu kadar pozisyona rağmen Liverpool uzatmalarda bir kontra ataktan 2.golu de gördü kalesinde. Tabi bu golde Drogba'nın bireysel çabasını alkışlamak gerek.



Sezon başında Manchester United'ın kan kaybettiği ve rakipler için işlerin daha kolay olacağını tahmin edenlerin yanıldığını görüyoruz. Zor günler geçirse de toparlandı United. Tevez ve Christiano Ronaldo'nun takımdan ayrılmasıyla dibe vuracağı düşünülen Kırmızı Şeytanlar tüm eleştirilere rağmen ligde ve avrupada oldukça iyi bir grafik çiziyorlar. Temsilcimiz Beşiktaş'ın da bulunduğu Şampiyonlar Ligi'nde guruptan tahminimce 15 yada 16 puan alır ve 1. olarak çıkarlar. Sonrasında ise iş Sir Ferguson'un taktiksel dehasına kalır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder